Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 6,84 / Satış: 6,86
€ EURO → Alış: 7,68 / Satış: 7,71

Bitlis evleri ve kapı-pencere çevrelerinin beyaza boyanması geleneği

Bitlis evleri ve kapı-pencere çevrelerinin beyaza boyanması geleneği
  • 19.10.2019

’Evler kare şeklinde kesilmiş pastel kırmızımsı taşlardan ve genellikle de iki katlı olarak inşa edilmişlerdi.

Büyük bir taş ustalığı ve mimari inceliklere sahip yapıları ile şehir, bir Şark şehrinden ziyade bir Avrupa şehrine benziyordu. Yüksek duvarlarla çevrili, geniş avlu ve bahçeleri olan evlerin heybeti hemen dikkat çekiyordu. Her bahçe kapısı demirlerle güçlendirilmiş ve her pencere de demir parmaklıklarla donatılmıştı. Öyle ki pencerelerin yüksekliği ve evlerin büyüklüğü bir kuşatmaya karşı durabileceği havasını veriyordu. Her hane sahibinin özel kalesi gibi duruyordu’.

Bitlis’e uğrayan hemen hemen her bir seyyah, şehrin evlerini tasvir ederken, Shiel’in 1836’da ve Bird’ün 1890’da yazdıkları bu cümleleri gibi anlatmışlardır evleri. Çoğu seyyah bu mimariye hayran kalırken, taş evlerin kapı ve pencere girişlerinin beyaza boyanmış olmalarının da estetik bir dokunuş olduğunu var saymışlardır. Ancak işin aslı, derin ve bir o kadar da köklü bir şehir kültürüne sahip Bitlis’in, binlerce yıllık bir tecrübe ve inanışından kaynaklı idi.

 

Baran Zeydanlıoğlu

 

Her ne kadar  Bitlis, çok eski çağlardan kalma kalesi ile hep bilinen ve ün salmış kadim bir şehir olsa da, her biri mimari bir şaheser olan taş evleri ile de tanınmaktaydı.  Büyük tecrübe ve sanatsal detaylara hakim olan Bitlisli Ermeni taş ustalarının ellerinden çıkmıştır bu evlerin çoğu. Kiliseler ve bir çok köprünün yapımında imzaları da vardır bu zanaatkarların. Bin yıl boyunca Bitlis’i idare etmiş Kürd Beyleri’nin yaptırdığı cami, zaviye, medrese, han ve kervansarayların inşasında da bu Bitlisli sanatçı mimarların imzalarının olduğu şüphesizdir.

 

Kale çevresinde konumlandırılmış evler de dahil olmak üzere, evlerin hemen hemen tamamı ortasından Bitlis Çayı’nın geçtiği derin bir vadi çevresindeki dağ yamaçlarına düzensiz bir şekilde inşa edilmişlerdir. Hepsi ‘küfeki’ diye adlandırılan tüf taşından yapılmış evler, camiler, mescitler, kiliseler, şapeller, manastır, tekke, medrese, han, hamam ve hatta saraylardan meydana gelen çok kültürlü zengin bir yerleşim yeriydi Bitlis. Bu kültürel birikimi ve zenginliği de, taş evlerinin hem dış cephesi hem de iç mimarisinin detayları ile fark ediliyordu. Kemerli girişler, duvar ve tavan süslemeli ve ahşap işlemeli odaları ile her biri bir konak havasında yapılırdı bu evler.

 

 

Hatta dış kapı üzerindeki tokmaklar dahi ayrı bir özenle yapılır seçilir ve erkek – kadın kullanımı için ayrı ayrı tokmaklar asılırdı. Zira ev ahalisi iki farklı tokmağın çıkaracağı değişik seslerden misafirin erkek mi veya kadın mı olduğunu bilmek isterdi. Bu da ayrı bir incelik ve nezaket kültür birikimiydi. Kışları sıcak yazları ise serin tutan özellikleri ile de ayrı bir ısıtma/serin tutma tekniğine sahiplerdi. Bu taş evlerin damları ‘loğ’ denilen silindir taşlarla sıklaştırılır ve sertleştirilirdi ki, dokuz ay boyunca yağan kar damlara/evlere zarar vermesin diye.

 

 

1650’lerde Bitlis’ten geçen seyyah Evliya Çelebi de şehrin taştan yapılma 5000 hanesinin olduğunu ve bu evlerin 600 tanesinin kendine ait hamamlarının olduğunu belirtir.

Evlerin kapı üstleri ve pencere çevreleri de bir çok işleme sembol ve desenlerle de süslenirdi. Kiminde bir güneş, kiminde bir hayvan figürü, kiminde de bir inançsal işaret yer alabiliyordu.

 

Çoğu iki katlı olan taş evlerin kapı ve pencere çevrelerinin beyaza boyanmış olması ise ayrı bir Bitlis evi özelliğidir. Aslında bu gelenek bir çok başka yerleşim yerindeki köy evlerinde de görülmektedir ki, oralardaki kapı ve pencereler maviye boyanırken Bitlis’te sadece çerçeve dışının beyaza boyandığıdır. Zira bunun iki temel nedeni vardır ki, bunlar da ta pagan inancının olduğu çok eski dönemlere kadar gider ve hem fiziki hem de mistik kaynaklıdır.

 

 

Özellikle bazı haşere ve zehirli sürüngenleri hanelerden uzak tutmak amaçlı olarak evlerin girişleri değişik renklere boyanırdı ki hayvanların bazı renkleri farklı algıladıklarından çekinip o yapılara girmedikleri zaten bilinmektedir. Bunun dışında özellikle beyaza boyanan kapı ve pencere çevreleri ise, kötülüğü, nazarı ve kötü ruhları hanelerin içine girmesinden uzak tuttuğuna inanıldığından yapılırdı. Çok eski çağlardan kalma bu inanış, hem köylerde hem de şehirlerdeki ev ve yapıların girişlerinde göze çarpmaktadır.

 

 

 

Son yüzyılda vuku bulan siyasi, ekonomik ve sosyolojik etkenlerden dolayı Bitlis’in şehir mimarisi de büyük bir deformasyona maruz kalmıştır. İlgisizlik, yetersizlik, bilinçsizlik, sahipsizlik ve talan, bu tarihi evlerin birer birer yok olmasına neden olmuştur. Kadim şehrin sarayları, konakları, han ve hamamlarının çoğunun yok olduğu gibi, o eşsiz taş evleri de sessizce harabe yığınlarına  dönerek şehrin tarihinden silinmekteler. Aslında tarihten silinen bir şehrin mimarisi değil, o şehrin kimliğidir. Yani yok olan Bitlis’in kendisidir.

 

Baran Zeydanlıoğlu – 18 Ekim 2019

 

 

Etiketler: /

1961 yılının Tatvan’ı ve Van Gölü
Bitlis ve ilçelerine dair arşiv taraması sırasında karşılaştığım ‘Tatvan’ adlı bir geminin izini sürmeye başladım. Daha önceleri 1950’li yılların arşivlerinde...
Bitlis ve ilçelerinin tarihini anlatıyorlar gözleri kapalı, vicdanları esir bir halde
Memleketim olan Bitlis ve ilçelerinin tarihine dair arşiv çalışmalarına başlamam on beş seneden fazla olmuştur. Aslında doğup büyüdüğüm Tatvan’a ve...
Bitlis Rojkili Huma Hatun ve Kürdlere ‘Abbasi’ Denilmesi
1655 yılında Bitlis, Van, Diyarbekir ve Mardin mıntıkaları da dahil olmak üzere, çok geniş bir coğrafyayı gezen Osmanlı’nın ünlü seyyahı...
Kadim Bir Kürd Aşireti: Zeydan
Zeydan isminin kökeninin, Kürdçedeki zeyî-dan yani arıcılıkdaki ‘oğul vermek, çoğalmak’ fiili gibi bir kökenden geldiği söylenir. Zeydan (Zeîdan, Zeydanlı, Zeydî...
Bitlis’in konuşma ve yazı dilindeki X, Q, Ê, W harflerinin kullanılması
Dillerin, lehçelerin ve şivelerin kendilerine özgü vurguları ve kullanım şekilleri vardır. Kâh yazılı kâh sözlü olarak, belirli bir yapıya sahiptir...
“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, Berbat bir şiir bozuntusunun...
Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin...
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’ya dair – Roşan Lezgin yazdı
Zazacılığı başlatan Ebubekir Pamukçu’nun Türkçü şiirlerinden öteden beri sözedilirdi ama bu şiirlerin nerede yayınlandıkları konusunda kaynak gösterilmezdi.      ...
Yaşar Kemal 1951 Haziran’ında Kurtalan’dan Bitlis’e geçerken
1951 yılının Haziran ayında bir röportaj muhabiri olarak gelir Yaşar Kemal ve diğer gazeteci arkadaşları Bitlis’e. Daha doğrusu trenle Kurtalan’a...
En Fazla Ermeni Kurtaran Kürt; Müküslü Muhtıla Bey
En fazla Ermeni’yi ölümden, gazap ve katliamdan kurtaran Kürt bana göre Van’ın Müküs (Bahçesaray) kazasından olan Beylerin Beyi Muhtıla Bey’dir. 19....
Mark Sykes’ın 1900’lerin Başında Bitlis’i Ziyareti Ve Kürd Aşiretleri Listesi
1879 doğumlu İngiliz siyasetçi, ajan, diplomat, asker, yazar ve bir gezgin olan Mark Sykes özellikle Osmanlı – Kürd ve Arap...
”Zazaki” ile ”Zaza Dili” Ayrı Şeylerdir
  Resmi dilde oluşturulan tanım ve kavramlar, bir süre sonra halk tarafından benimsenip içselleştiriliyor. Örneğin, hatırlıyorum, “Anadol” dediğimizde, sadece şimdiki...
Yılın En Uzun Gecesi – Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile
21 Aralık gecesi, yani ‘Yılın En Uzun Gecesi’ olan Şevê Yelda, nam-ı diğer Şeva Çile’dir Şab-i Yalda olarak da bilinir....
Cumhuriyet Dönemi Asimilasyon Politikaları: Siirt, Muş, Bitlis ve Van
  ”Asimilasyon olgusu, son iki asrın en büyük cinayetidir! Bu asimile olmuş taklitçiler ise ne kadar gülünç cinayetlere sebep olmuşlardır,...
Kurdolog Bazil Nikitin’den Times’e ”Dersim Harekatı” Eleştirisi
Bugünkü ‘’Cumhuryet’’ gazetesi, uzak şarkın vaziyeti hakkında bir makale neşrederek uzak şarkın o kadar uzakta olmadığını ve diğer Asya memleketlerinin...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ