Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 9,45 / Satış: 9,49
€ EURO → Alış: 10,97 / Satış: 11,02

Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir

Prof. Dr. Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir
  • 15.02.2020
Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin birçok dilinin olabileceğini söyledi.

 

 

 

 

 

 

Prof. Dr. Ludwig Paul, Almanya’da, Hamburg Üniversitesi’nde öğretim görevlisidir, İranologdur. Kürtçe üzerine çalışmaları, yazıları vardır. Daha önce yazılarını, röportajlarını okumuştum. Geçen yaz, iki gün arka arkaya uğramıştı, kendisiyle tanışmış, sohbet etmiştik.

 

  • Roşan Lezgin 

 

 

14.02.2020 tarihinde, Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi’ne bağlı bir enstitü sınıfında, “The History of Iranian Languages” başlıklı bir sunum yaptı. Öğretim görevlisi bir arkadaşın daveti üzerine biz de katıldık. Yaklaşık otuz kadar dinleyici vardı.

Profesör, sunumunda yedi-sekiz slaytta İrani dillerden yaklaşık kırk kadar sözcük karşılaştırarak Fonoloji (Sesbilgisi) açısından teknik bir şekilde kimi ses değişimlerini gösterdi, buna Morfoloji (Biçimbilim) açısından da birkaç örnek ekledi ve bu şekilde İrani dilleri nasıl tanımladıklarını anlattı.

 

Buna itiraz ettik. Sadece Fonoloji ve Morfoloji açısından birkaç örnek üzerinden diller tasnif edilemez, dedik.

Profesör, örneğin, S sesinin H sesine dönüşümünden söz ederken Kürtçe ve Farsça’da on sayısı olan “deh” sözcüğünü örnek vermişti, Zazakî’de bunun “des” olduğunu söylemişti. Biz de, Farça’da balık sözcüğünün “mahî” olduğunu ama Kürtçede (Zazakî, Kurmancî ve diğer tüm lehçelerde) “Mase/î” olduğunu söyledik. Dolayısıyla, dil üzerinde çalışanların, sadece kimi sözcükleri aradan seçerek, teknik açıdan değerlendirerek öyle birkaç ses değişimi üzerinden dilleri tanımlamalarının, kategorileştirmelerinin ve daha sonra da kimlik tayin edici zemin yaratmaya çalışmalarının doğru olamayacağını söyledik.

Asıl olarak Kürtçe diyalektleri arasındaki ortak özelliklere hiç değinmeden, bu şekilde sözcük seçerek az sayıdaki farklılıklara odaklandıklarını söyledik. Kaldı ki, İrani diller arasında hem yoğun bir sözcük alışverişi söz konusu hem de ses değişiminin öyle sistematik olmadığını, istikrarlı bir ses farklılaşmasının mümkün olmadığını, konunun oldukça karmaşık olduğunu söylemeye çalıştık. Kürtçe’nin karakteristik bir sistemsel yapısının olduğunu, Kürtçe lehçelerine asıl bu açıdan bakılması gerektiğini söyledik. Örneğin, Kurmancî ve Zazakî lehçeleri Akuzatif ve Ergativ sistem açısından, buna bağlı olarak sade ve bükünlü olmadan kaynaklı çiftliliğin, diyelimki “ben” zamirinin “ez” ve “min” şeklinde iki formunun oluşu, yine, sözcüklerin eril, dişil ve çoğul olma özellikleri açısından bir elmanın iki yarısı olduğunu söyledik.

Prof. Ludwig Paul, sunumunu zayıf bir Kurmancî-Zazakî karışımı ile yaptı, arada, itirazlarımıza İngilizce cevaplar verdi. Arkadaşlar, tercüme etmeye çalıştı ama ne kadarını aktarabildiklerini bilemiyorum. Bu şekilde, dil konusundan dolayı, birbirimizi çok da sağlıklı bir şekilde anladığımızı, yeterli iletişim kurabildiğimizi düşünmüyorum. Ama kaba taslak, karşılıklı olarak ne düşündüğümüzü anladığımızı düşünüyorum.

Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdi bir “dil” olduğunu söyledi. “Her dil bir millettir” teorisinin nasyonalist bir düşünceden kaynaklandığını ve doğru olmadığını buna ekledi. Bunun çok geride kalmış bir düşünce olduğunu özellikle vurguladı. Bir milletin birçok dilinin olabileceğini, Türk dillerinin olmasını buna örnek gösterdi.

Biz de, Türkler, bütün dillerini “lehçe” olarak tanımlamış, “uzak lehçe” ve “yakın lehçe” şeklinden kategorileştirmiş olduklarını anlattık. Ludwig Paul, Türkolog olmadığını ama Türklerin metodunun yanlış olduğunu söyledi.

Biz, buna da itiraz ettik, bunun kriterinin ne olduğunu açıklamasını söyledik, Türklerin kendi dillerini tanımlamalarının nasıl yanlış olşabileceğini sorduk. Cevaplayamadı.

Biz, dilbilimsel çalışmalarda yöntemlerin ve buna bağlı olarak tanımların da kesin olarak doğru olmadığı gibi yanlış da olmayabileceğini söyledik. İşte, her dilbilimcinin, her milletin kendince bir tarifi olduğunu, kendini ve dilini kendine göre tanımladığını, tanımlayabileceğini söyledik.

Ludwig Paul, bunun doğru olduğunu, eğer istersem Amerika’da konuşulan İngilizceyi Almancanın bir lehçesi olarak da kanıtlayabileceğini söyledi. Ama metot konusunda, Mackenzie’nin çok iyi bir dilbilimci ve İranist olduğunu, hocası olduğunu, hayatı boyunca tek bir kişiye doktora verdiğini, o da kendisi olduğunu söyledi. Mackenzie’nin metoduna güvendiğini, inandığını söyledi.

Biz de, hocası olduğundan ve kendisine doktora verdiğinden dolayı duygusal olarak Mackenzie’nin metoduna, görüşlerine bağlanmış olabileceğini söyledik.

Sonuç olarak, Prof. Dr. Ludwig Paul’un uyguladığı metodun dilleri tanımlamada yeterli olmadığı, olamayacağını, ikna edici olmaktan çok uzak olduğunu gördük ve ilettik. İngilizce olarak verdiği cevapta, eğer yanlış tercüme edilmemişse, kendisinin kullandığı metoda yanlış denilmesini umursamayacağını söyledi.

Fonoloji ve Morfoloji esas alınarak seçilmiş birkaç uç örnek üzerinden diller tanımlanamaz. Doğrusu, bunlarla birlikte Leksikoloji (Sözcükbilim), Sentaks (Sözdizim), Semantik (Anlambilim), Söz öbekleri, dilin sistemsel yapısı ve Kültürel ögeleri, örneğin sözel kalıplar, öbekler; deyimler ve atasözleri vs. açılardan dil komple ele alınmalı, eğer tanımlanacaksa budan sonra tanımlanmaya çalışılmalıdır. Kaldı ki dil değişkendir ve öyle kesin sınırlarla tanımlanacak bir şey de değildir. Her dilbilimcinin hatta her milletin kendince bir dil veya lehçe tarifi vardır ve bunlar oldukça farklı olabilir. Dil üzerine çalışanlar, bunu yok sayarak sadece teknik açıdan bakarak öyle birkaç ses değişimi üzerinden dilleri dışarıdan tanımlamaları, kategorileştirmeleri doğru olmadığı gibi bilimsel de olamaz.

 

 

Etiketler: / / / / /

Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ