Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 13,66 / Satış: 13,71
€ EURO → Alış: 15,40 / Satış: 15,46

“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı

“Kürd’e fırsat verme Yârâb” sözde şiir uydurmadır – Murat Bardakçı
  • 07.03.2020

“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısrası ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış,

Berbat bir şiir bozuntusunun geçmişi ve aslı

 

 

 

 

 

 

 

Murat Bardakçı

08.04.2013 – HaberTürk

İnternette ve sosyal medyada aylardan buyana bir şiir dolaşıyor; okuyucularımla seyircilerim de sık sık gönderdikleri mail’lerde şiirin gerçek olup olmadığını soruyorlar…

“Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısraı ile başlayan şiiri güya Yavuz Sultan Selim yazmış, 1517’deki Ridaniye Seferi’nden sonra Mısır’ı fethedip dönerken Muş’ta yaptırdığı bir çeşmeye kitabe olarak kazıtmış, hattâ dîvanına bile almış, kitabe daha sonra yokolup gitmiş ama 17. asırda Evliya Çelebi çeşmeyi görüp o sırada hâlâ duran kitabeyi kaydederek meşhur seyahatnamesine koymuş ve şiir Evliya’nın sayesinde bugünlere kadar gelebilmiş!

Bu iddiaların tamamı palavradır!

Neden palavra olduğunu maddeler halinde sıralayayım:

■ Şiirin ilk mısraı hariç, bütün mısralarında vezin bozuktur! Aruz ile yazılmış olan ilk mısra “Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilât” veznindedir ve vezin düzgündür ama daha sonra gelen mısralarda, şiirin sonuna kadar vezin mezin yoktur, hakgetiredir!
■ Manzumenin dili, Yavuz Sultan Selim’in yaşadığı 16. asır Türkçesi değil, daha sonranın lisanıdır.
■ Yavuz Sultan Selim’in dîvanı, yani “Divân-ı Selîmî” bugün elimizdedir ve dîvanda zaten az sayıda olan Türkçe şiirler arasında böyle bir manzumenin doğru şekli bile yoktur, olması da dil bakımından zaten mümkün değildir.
■ Şiir, Evliya Çelebi’nin meşhur “Seyahatnâme”sinde de geçmez! En eski ve orijinal nüshasının tam metni yayınlanmış olan Seyahatnâme’yi baştan sona tarayın; Yavuz’un yaptırttığı iddia edilen çeşmeye de, böyle bir kitâbeye de rastlayamazsınız!

UNUTULAN BİR GELENEK

Ve, netice: İddia tamamen uydurmadır, Yavuz Sultan Selim’e atfedilen ve Evliya Çelebi’nin de naklettiği ileri sürülen böyle bir şiir mevcut değildir; bu mısraların o devirde siyâsî sebeplerle yazılmasının akla bile gelmeyeceğini bir tarafa bırakın, şiir ve vezin tekniği bakımından da mevcudiyeti sözkonusu olamaz.
Birileri oturmuş, kimbilir hangi niyetle uydurup internete koymuş, okuyanlar da inanmışlar, neticede malûm palavra elden ele dolaşır bir hâl almış…

Ama, meselenin bir başka tarafı daha var:
Türk Edebiyatı’nın şiir şeklinde kaleme alınmış zengin bir siyasî hiciv geleneği vardır. Ama, bu hicivler yazıldıkları devrin yasakları yüzünden yayınlanamamış, tek-tük yazılı nüshalar birkaç kişinin elinde kalmış, zamanla kulaktan kulağa nakledilirken, doğru şekilleri, mânâları ve vezinleri bozulmuş; eksik ve aslı ile alâkası olmayan hâle bürünmüş, zamanın şartlarına göre başka kişilere ve olaylara bile mâledilmişlerdir.

Birkaç örnek vereyim: Rıza Tevfik’e ait olan “Sultan Hamid’in Ruhâniyetinden İstimdâd” başlıklı şiirin bugün okunan şeklinde bazı mısrâlar tamamen değişmiştir, üstelik birçok dörtlük de unutulmuştur. Neyzen Tevfik’e atfedilen “Hayat sirkeden ucuz, düşünme şampanya iç” sözleri ile başlayıp içerisinde ilk mısraı “İnsanoğlu tuhaftır, her bir sözü kaldırmaz…” olan meşhur beytin de bulunduğu hicvin Neyzen Tevfik ile alâkası yoktur; 1930’larda onun isminin arkasına sığınmış bir “müteşâir”, yani “şair özentisi” tarafından kaleme alınmıştır. Mehmed Âkif’e ait olduğu iddia edilen, siyasî hiciv meraklısı dar bir çevrenin elinde bulunan ve yine 1930’ların Türkiye’sini konu alan şiir Akif’in falan değildir, beddua şeklindeki bu hiciv eski bir gazeteciye aittir.

İSMİ BENDE KALSIN!
Aynı karmaşa, Yavuz Selim’e atfedilen ve Evliya Çelebi’nin bile aslı-faslı olmadan işin içine dahil edildiği “Kürd’e fırsat verme Yârâb, dehre sultân olmasın” mısraı ile başlayan şiir için de sözkonusu…
Şiir, 19.asrın sonu ile 20.yüzyılın başlarında siyaset yapan, kariyerini Sultan Abdülhamid’i devirme çabası üzerine inşa eden, Türk değil, “Osmanlı vatandaşı” olan ve Türkiye dışında ölen bir muhalifin mektuplarında geçen başka bir manzumenin bozulmuş ve aslı ile alâkası kalmamış şeklinden ibarettir. Üstelik, şiirin orijinalinde Kürtler’e değil, Türklere hakaret edilmektedir; “Türk’e imkân verme yârâb…” sözleri ile başlar ve diğer mısralar da bambaşkadır. Birileri, kulaklarına bir-yerlerden her nasılsa çalınmış olan manzumeyi şimdi elden ele dolaşan berbat şekle getirmişlerdir…
Yediği ekmeğe küfreden şair bozuntusunun ismi ise, müsaadenizle bende kalsın!

Murat Bardakçı – HaberTürk Sitesi (ALINTIDIR – Yazının kaynağı HaberTürk internet sitesidir)

Etiketler: / / / / / /

Gravürlere Yansıyan Kürdler
Toplumların kültürel hafızasını ayakta tutan birçok faktör vardır. Güzel sanatlar, gastronomi, folklor, müzik, dans, edebiyat, sözlü anlatım, ritüeller ve mimari...
Bir Çarpıtmanın Anatomisi: Ehmedê Xasî Örneği
Ehmedê Xasî’nin 1899 yılında Osmanlı döneminin Eğitim Bakanlığı olan Maarif-i Umûmiye Nezareti tarafından Diyarbekir’de basılmış Mewlidê Kirdî adlı eseri Zazakî Kürdçesiyle yazılmış...
Katran-ı Tebrizi; Kürt Rewadi ve Şeddadi Devletlerinin Saray Şairi
Katran-ı Tebrizi, 11. yüzyılın tanınmış bir şairidir. Rewadi devletinin başkenti Tebriz’e yakın Şadiabad köyünde doğdu. Bütün yaşamını iki Kürt devletinde; Şeddadilerle Rewadilerde geçirdi. Bu...
Selçukluların Malazgirt’e ilk saldırısı ve Bitlis’ten getirtilen mancınık
Malazgirt denince akla hep Selçuklular, 1071 tarihi ve Alparslan gelir. Ancak Alparslan’ın amcası Tuğrul Bey (Sultan Tuğrul) liderliğinde, Müslümanların Malazgirt’e...
Dersim makalesinde Kürd kelimesini ‘adi’ diye çevirdiler
Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ve Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalede yaptıkları bir alıntıda Kürd kelimesini ‘adi’ olarak çevirdikleri...
Bitlis’in önünde bağlar türküsü ve Bitlis’in asimilasyonu
Yirminci yüzyılın başlarına kadar vilayet sınırları içerisinde birçok değişik dilin* konuşulduğu kadim Bitlis’e ait şarkı, türkü, kilam, sitran, bar, horovel,...
Efsaneye göre Mardin şehrinin ismi Kürdçeden geliyormuş
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve zengin şehir kültürüne sahip şehirler vardır. Bunlar arasında Mardin şehrinin adı ilk sıralarda zikredilir....
İtalya’da yazılan 1829 tarihli Bitlis Sultanı ve Köle Kız adlı eser
Özellikle 1600 – 1800 yılları arasında, Şark’a ait masallardan ve o diyarda vuku bulmuş hadiselerden esinlenerek yarı kurgu – yarı...
‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ