Bitlis Düşünce ve Akademik Çalışma Grubu
$ DOLAR → Alış: 8,66 / Satış: 8,69
€ EURO → Alış: 10,31 / Satış: 10,35

Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?

Kurdîyê Bidlîsî Kimdi?
  • 13.10.2020

 

1918-1919 yılarında Kürt basınında yazılarına rastladığımız Kurdîyê Bidlîsî kimdi?

 

 

 

 

 

 

 

 

  • M.MALMÎSANIJ

 

 

Onun yazılarına ilk kez Jîn dergisinde rastlarız. Bu derginin şu sayılarında: 1, 2, 3, 6, 13, 14, 15, 16, 18, 19, 20, 21. Kürtler ve Kürtçe hakkında yazılan bu yazılardan 16. sayıdaki Kürtçe, diğerleri Türkçedir.

Jîn dergisinin 25 sayısını Latin harflerine çevirerek beş cilt halinde yeniden yayımlayan M. Emin Bozarslan ilk ciltteki giriş yazısında, Xelîl Xeyalî’nin yazılarını “Kurdîyê Bedlîsî (Kurdîyê Bitlîsî)” mahlasıyla yazdığını belirtmişti. Ben de dahil birçok kişi, daha sonra yazdıkları bazı yazılarda, bu açıklamaya dayanarak söz konusu “Kurdîyê Bidlîsî” mahlasının Xelîl Xeyalî’ye ait olduğunu tekrarlamıştı. Yıllar sonra, bu “bilgi”nin doğru olmadığı, “Kurdîyê Bidlîsî” mahlasının Xelîl Xeyalî’ye değil, Bitlisli Yüzbaşı Mehmed Emin Bey’e ait olduğu anlaşıldı. Bunu ilk defa Ebdulla Zengene’nin bir yazısından öğrendik. Zengene, Kurdistan dergisinin 16. sayısında yayımlanan bir yazının fotokopisini yayımlayarak bu konuya açıklık getirmişti (1). Bitlisli Yüzbaşı Mehmed Emin Bey’in vefatı dolayısıyla Kurdistan dergisinde yayımlanan yazıyı Latin harflerine çevirerek aktarıyorum:

 

“İRTÎHAL-İ MÜESSIF

Bitlis eşrafından Şems-i Bitlisî ahfadından ve Kurdistan, Jîn mecmualarının muharriri muktedir, mütefekkir, münevver, hamiyyetmend ve cesur Yüzbaşı Emin Bey (Kurdîyê Bitlisî) şehr-i halin 22’nci günü dar-ı bekaya rihlet etdi. Şimdilik yalnız fatiha-yı şerife ithafı ile aile, akraba ve ahbabını ta’ziye eder ve gelecek nüshamızda ebedi bir yadigar olarak resim ve mezaya-yı fütüvvetkaranelerini sebt eyleriz.”

 

Kürdistan dergisi sorumluları, burada övgüyle sözünü ettikleri Emin Bey’in şehr-i halin 22’sinde [22 Kasım 1919] vefat ettiğini ve meziyetleri hakkında bir sonraki sayıda bilgi vereceklerini, fotoğrafını yayımlayacaklarını yazıyorlar. Bir sonraki sayıyı göremediğim için o sayı hakkında bilgim yok fakat Mahmûd Lewendî ile birlikte hazırladığımız Li Kurdistana Bakur û Li Tirkiyê Rojnamegerîya Kurdî (1908-1981)” başlıklı kitapta Memduh Selim Bey ve arkadaşlarının bir fotoğrafını yayımlamıştık. O fotoğraftaki “Muhammed Emin”, burada sözünü ettiğimiz Bitlisli Yüzbaşı Mehmed Emin Bey’dir.

Hemzeyê Mıksî’nin şehid olduğu şayiası üzerine, 21 Haziran 1920 tarihli Jîn gazetesinde yayımlanan bir yazıda da şu cümlelerle Emin Bey’in Jîn dergisinin yayımlanması dönemindeki rolünden bahsedilmektedir:

Tamâm dokuz ay oluyor ki enîn-i hicrânı kalblerimizde derin iniltiler bırakarak sönen bir zekâ-yı dûrâ-dûrun üfûl-i hazîniyle lâl ve dembeste-i melâl idik. Evet, Emîn’in, o zekâ-yı âteşînin yüreklerimizde âteş-i hicrânı henüz soğumadan …”

Nişântaşı’ndaki paralı Zâbitân Yurdu’nda Bitlis’in, Süleymaniye’nin fedâkâr bir iki evlâdıyla baş başa Kürtlük içün derdleşir ve ağlaşırken müşâreket-i rûhiyye bizi sarsılmaz îmân ile yekdîgerimize rabt ve bend etmişdi. Nihâyet boğazımızdan artırabileceğimiz beş on guruşla müsâlahayı müteâkib Kürtçe bir mecmûa çıkarmaya karâr verdik. Artık mütâreke olmuş, birkaç para toplanmışdı. Târihî mecmûada [Halil] Hayâlî, Emîn ve Hamza ile birlikde çıkaracağımız gazetenin ismini Jîn koyduk. Herkes bir fikir serdetdi. Fakat Jîn (Hayat) kelimesini hangimizin söylediğini hatırlayamıyorum. Artık gazetenin imtiyâzını almak lâzım geliyordu. Bunu Hamza’ya tefvîz etdik. Fedâkâr çocuk sabâhdan akşama kadar Dâhiliyye’ye, Emniyyet-i Umûmiyye’ye, Polis Müdîriyyet’ine muttasıl koşdu. Ve nihâyet bir hafta zarfında müsaâde istihsâl etdi. Jîn (…) cemiyet ve gazete  teşkîlâtının esâslarını düşünen Yüzbaşı Bitlisli merhûm Emîn, Süleymaniyeli Mevlûd, Süleymaniyeli Babanzâde Nûrî, Süleymaniyeli Reşîd Begler kadar,  belki onlardan daha fazla Hamza’nın himmetine medyûndur.” (2)

Osmanlı Arşivi’nde bulduğum bir belgeden, Emin Bey’in Kürd Demokrat Fırkası yöneticisi olduğu bilinen bazı kişilerle birlikte yayın yapmak amacıyla, 3 Kasım 1919’da İstanbul’da “Matbaacılık, Kitabcılık ve Kırtasiyecilik Osmanlı Anonim Şirketi” adı altında bir şirket kurmak için resmi kurumlara başvuruda bulunduğu anlaşılıyor. Kurulmak istenen bu şirketin hissedarları şunlardı:

“Askerlikden müsta’fî Üsküdar’da mukîm Baki, mütekaidin-i askeriyeden Haydarpaşa’da mukîm Kemal Fevzi, Beşiktaş’da mukîm muharririnden Memduh [Selim], Süleymaniye’de Aişe Kadın Zokağı’nda mukîm vükelâ-yı deâvîden Babanzade Abdülaziz ve Boyacı Köyü’nde mukîm, mütekaidin-i askeriyeden Mehmed Emin Beyler.” (3)

Bitlisli Yüzbaşı Emin, 1918 sonunda Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kurulduğu günlerde de bu cemiyetin önemli mensuplarından biriydi. Bunu Cevat Dursunoğlu’nun anlattığı bir görüşmeden anlıyoruz. Süleyman Nazif’in başını çektiği bir grup, Vilayat-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Millîye Cemiyeti’ni kurduktan sonra, Kürdistan Teali Cemiyeti yetkilileriyle görüşüp bu cemiyetin dağıtılarak kendilerine katılmalarını önerirler ancak önerileri red edilir:

“Süleyman Nazif kendisine heyetten [Vilayat-ı Şarkıye Müdafaa-i Hukuk-ı Millîye Cemiyeti heyetinden] bir arkadaşın yoldaşlık etmesini istedi. Yaşlı ve mevki, mansıp görmüş zatlardan hiç birisi ikinci olmak istemediğinden, savaş sıralarında Doğu bölgesinde çalıştığımı ileri sürerek beraber gitmemi münasip gördüler. Ertesi gün bu cemiyetin [Kürdistan Teali Cemiyeti’nin] İçtihat Evi yanındaki merkezine gittik. Cemiyetin reisi ayândan Seyyit Abdülkadir’le beraber üç genç hazırdılar. Bu gençlerden yalnız birisini tanıdım: Bitlisli Yüzbaşı Emin’le şark cephesinde tanışmıştım. O zaman Türkçü idi. Burada Kürt muhtariyeti fikri güden bir cemiyette Emin’i görmek bende büyük bir hayret uyandırdı. (…) heyet kısaca bizimle görüşülecek hiçbir şeyleri olmadığını, İtilâf devletlerinin kendilerine her yardımı yapacaklarını ve bizim kendi başımızın çaresine bakmamızı tavsiye ederek konuşmayı kestiler.” (4)

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

(1)Ebdulla Zengene, “Jîn Govarî Serdemî Seretay Raçenînekanî Kurd”, Rojnamevanî, Jimare: 6-7, s. 196-197.

(2)Bu yazının tamamı için bak. Malmîsanij, İlk Legal Kürt Öğrenci Derneği Kürt Talebe-Hêvî Cemiyeti (1912-1922), Avesta Yayınları, 2002, s. 301-306.

(3) M. Malmîsanij, 1925’ten Önce Ayrılma Taraftarı Kürt Örgütleri, Vate Yayınevi, İstanbul, 2020, s. 92.

(4)Cevat Dursunoğlu’dan aktaran: Şevket Beysanoğlu, Anıtları ve Kitâbeleri İle Diyarbakır Tarihi, c. 2, Diyarbakır’ı Tanıtma Yayınları, 1990, s. 805-806.

 

Bitlisname.com kaynak gösterilmeden yayımlanamaz.

Etiketler: / / / / / / / / / /

‘’İlk Gece Hakkı’’ Dolayımında Tarih Yazımı, Yöntem ve Kaynakların Kullanımı: Taner Akçam’a Cevap
  Bilindiği üzere tarih yazımının kendine has bir metodolojisi vardır. Tarihin ideolojik/sübjektif, özcü, kısmi ve çarpık bir vaziyet almaması için...
Taner Akçam’ın İddiaları ve Tarihi Gerçekler
Tarihi olay ve olgular bir değerlendirmeye tabi tutulacaksa, bu değerlendirmenin ilk şartı, olay veya olguların yaşandığı dönemin koşulları ve özelliklerinin...
Taner Akçam’ın Suçlamalarına Cevabımızdır
Bilindiği üzere Prof. Taner Akçam’ın 20 Nisan 2021 tarihinde Gazete Duvar’a verdiği röportajda sarf ettiği  “19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin...
Ermeni Sorunu ve Kürdler
Tarih çalışmalarında birincil kaynaklar büyük bir önem taşır. Bu kaynakların başlıcaları; gazeteler, filmler, fotoğraflar, el yazmaları, nüfus sayımları, tapu kayıtları,...
Tarih Kayıt Cetveliyse Sosyoloji Bunun Toplum Vicdanındaki Karşılığıdır
Tarih bilimi toplumlarla ilgili verileri ortaya koyarken belgesel nitelikteki kırıntıları bir araya getirerek toplumlar hakkında genellemeler yapmaktadır. Sosyoloji bilimi ise...
‘Kuyruklu Kürt’ aşağılaması tutmadı, ‘ilk gece hakkı’ genellemesi deneyelim
‘Öküz düşünce bıçak çeken çok olurmuş’ diye bir söz vardır. Zayıf, savunmasız ve güçsüz duruma düşüldüğü taktirde, o anki durumunuzdan...
Tarihçi Taner Akçam’a Tepki
  Tarihçi Taner Akçam’ın ”19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi.” ifadelerine...
Kürtler Savaşçı ve Özgürlüklerini Seven Bir Milettir
Babil harabeleri, muazzam boyutları ile yolcuyu etkiliyor; binalar, duvarlar veya kapılar olduğu için değil, ama bir zamanlar bir binanın bulunduğu...
Endülüs’ün Emevi Abdurrahman’ı bilinirken, Bitlis Beyliği’nin Kürd Abdal Han’ı hiç bilinmez
İsimlerini çeşitli nedenlerden dolayı tarihe yazdırmış ünlü hükümdarlar vardır. Kimi cesareti, kurnazlığı, ele geçirdiği topraklar ve savaşçılığı ile, kimi de...
Bitlis’te ateşler eşliğinde Xetire, Têrintêz ve Ayd-i Kurdî kutlanırdı
Kürdlerin çok zengin, köklü ve bir okadar da kadim sözlü anlatım geleneği vardır. Kah dengbej geleneği ile kah çîvanoklar anlatımları...
Kürt Tarihinde Newroz’un Yeri
Newroz Bayramı Kürt Ulusal Bayramları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Newroz Bayramı üzerine bir çok kutlama ritüeli bulunmaktadır. Kürtler dışında...
Gökmeydan değil, Gog Meydan. Nam-ı diğer Çevgan Meydanı
Bitlis’in ünlü meydanları denilince, akıllara hemen Avel Meydan ve Gökmeydan gelir. Bazı yerlerde Gök Meydan şeklinde yazılsa da genellikle bitişik...
‘Mewlidê Kirdî’ adı üzerine
İnternet ortamında menşei belli olmayan birçok saçma dezenformasyon her gün dolaşıma giriyor. Elbette dikkate alınmamalı, ama kimi temel noktalarda cevap...
Ekim 1881- Kürd kumandanın top güllesi ile infazı
‘İnfazın gerçekleşeceği günden bir gün öncesi, ağzı havaya doğru kaldırılmış o büyük kalibreli demirden yapılma top meydana kurulmuştu. Şafağın sökmesiyle...
Manuscute neresidir? Bitlis’ten üç, Diyarbekir’den beş günlük mesafededir
1600 yılının temmuz ayında, beraberindeki altı yüz kişilik bir kervan eşliğinde Halep üzeri Diyarbekir ve Bitlis yaparak yolculuğuna devam eden...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ